UYARI!!!

LÜTFEN FORUM EKRANINI TAŞIRACAK KADAR BÜYÜK RESİMLER YÜKLEMEYİNİZ..  EN FAZLA GENİŞLİK 500 OLSUN.. UYMAYANLARIN MESAJLARI UYARILMAKSIZIN SİLİNECEKTİR ...

Forumlarda Son Açılan ve Cevap Alan Konular



(1) 2 3 4 ... 95 »


BU DUALARI HİÇ OKUDUKMU.
Sürekli Yazan Üye
Kayıt Tarihi:
2007/10/27 7:19
Grup:
Kayıtlı Üyeler
Gönderi: 226
Düzey : 14
Kt : 65 / 326
Ort : 75 / 707
Uzm : 4
Bağlı değil
Kuran-ı Kerim'den seçme dualar.



l- "Ey Rabbimiz Bizi sana teslim olanlardan kıl neslimizden de sana teslim olan bir ümmet çıkar, bize ibadet yerlerimizi göster, tövbemizi kabul et zira tövbeleri kabul eden, çok merhametli olan ancak sensin." ( Bakara- 28 )




2- "Ey Rabbimiz, Bize dünyada bir iyilik, ahirette bir iyilik ver. Bizi ateş azabından koru." ( Bakara- 201 )



3- "Ey Rabbimiz Unutursak veya hataya düşersek bizi hesaba çekme(yarlığa).Ey Rabbimiz Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme." ( Bakara- 285 )



4- "Rabbimiz Bizim gücümüzün yetmediği işlerden bizi sorumlu tutma, bizi affet, bizi bağışla, bize acı. Çünkü sen mevlamızsın. Kâfir kavimlere karşı bize yardım et." ( Bakara- 286 )



5- "Rabbimiz Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize tarafından rahmet bağışla. Eminiz ki, lütfü en bol olan sensin." (Âli İmran-



6- "Rabbimiz Gelmesinde şüphe edilmeyen bir günde insanları mutlaka toplayacak olan Sen'sin. Allah asla sözünden dönmez." ( Âli İmran -9 )



7- "Ey Rabbimiz İman ettik, öyleyse bizim günahlarımızı bağışla, bizi ateş azabından koru." ( Âli İmran -l6 )



8- "Rabbimiz İndirdiğine inandık ve Peygamber'e uyduk Şimdi bizi (birliğini ve peygamberlerini tasdik eden)şahitlerden yaz." ( Âli İmran- 53 )



9- "Ey Rabbimiz Günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlığımızı bağışla, ayaklarımızı (yo1undan) kaydıma, kâfirler topluluğuna karşı bizi muzaffer kıl." ( Â1i İmran-147 )



10- "Rabbimiz Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru." ( Âli İmran -191 )



11- "Rabbimiz, doğrusu sen, kimi cehenneme koyarsan artık rüsva etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur." ( Âli İmran- 192 )



12- "Ey Rabbimiz, Gerçek şu ki biz, "Rabbinize iman edin" diye seslenen bir davetçiyi (Peygamberi, Kur'anı) işittik. Artık günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, ruhumuzu iyilerle beraber al, ey Rabbimiz." ( Âli- İmran- 193 )



13- "Rabbimiz' bize peygamberlerin vasıtasıyla vaat ettiklerini de ikram et ve kıyamet gününde bizi perişan etme: Şüphesiz sen vaadinden caymazsın." ( Âli- İmran -194 )



14- "Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz." ( Araf- 23 )

15- "Lutfedip hidayetiyle bizi buna(bu nimete) kavuşturan Allah'a hamdolsun, Allah bizi doğru yola iletmeseydi kendiliğimizden doğru yolu bulacak değildik. Andolsun ki, Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişlerdir." ( Araf- 43 )



16- "Ey Rabbimiz! Bizi zalimler topluluğu ile beraber bulundurma!" ( Araf- 47 )



l7- "Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında adaletle hükmet. Çünkü sen hükmedenlerin en hayırlısısın." ( Araf- 89 )



l8- "Rabbimiz üstümüze sabır yağdır ve bizi müslüman olarak öldür." ( Araf- l26 )



l9- "Allah'a dayandık. Ey Rabbimiz, bizi. O zalimler topluluğuna bir fitne (konusu) yapma. Ve bizi rahmetinle 0 kâfirler topluluğundan kurtar." ( Yunus 85-86 )



20- "Ey Rabbim beni ve soyumdan gelenleri namazı devamlı kılanlar eyle. Ey Rabbimiz duamı kabul et! ( İbrahim-40 )



21- "Ey Rabbimiz (amellerin) hesap olunacağı gün beni ana-babamı ve mü'minleri bağışla." ( İbrahim- 4l )



22- "Rabbimiz, Bize tarafından rahmet ver ve bize, şu durumumuzdan kurtulacak yolu hazırla." ( Kehf- 10 )



23- "Rabbimiz, Biz iman ettik, öyleyse bize acı. Sen merhametlilerin en iyisisin." ( Mü'minun 109 )



24- "Rabbimiz, Cehennem azabını üzerimizden sav. Doğrusu onun azabı gelip geçici bir şey değildir." ( Furkan- 65 )



25- "0rası cidden ne kötü bir uğrak, ne kötü bir konaktır." ( Furkan- 66 )



26- "Rabbimiz bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine önder kıl." ( Furkan-74 )



27- "Bizden tasayı gideren Allah'a hamdolsun. Doğrusu Rabbimiz çok bağışlayan, çok nimet verendir." ( Fatır- 54 )



28 "Rabbimiz bizi ve iman ile daha önce bizi geçmiş din kardeşlerimizi bağışla, kalplerimizde, iman edenlere karşı hiç bir km bırakma. Rabbimiz, Şüphesiz ki sen çok şefkatli, çok merhametlisin." ( Haşr- 10 )



29- "Rabbimiz, Sana dayandık, sana yöneldik. Dönüş sanadır." ( Mümtehine-4 )



30-"Rabbimiz, Bizi inkâr edenler için bir fitne kılma bizi bağışla, Ey Rabbimiz, yegâne galip ve hikmet sahibi ancak sensin." ( Mümtehine-5 )



31- "Ey Rabbimiz, Nurumuzu tamamla, bizi bağışla, çünkü sen her şeye kadirsin." ( Tahrim- 8 )



32- "Başıma bu dert geldi. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin." ( Enbiya- 83 )



33- "Senden başka hiç bir tanrı yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben (nefsine zulmeden) za1im1erden oldum." ( Enbiya- 87 )



34- "Rabbim beni yalnız bırakma. Sen varislerin en hayırlısısın. (Her şey sonunda senindir.) ( Enbiya- 89 )



35- "Rabbim bağışla ve merhamet et. Sen merhametlilerin en iyisisin." ( Mü'minun- 118 )



36- "Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah'a hamdolsun." ( Mü'minun- 28 )



37- "Rabbim beni yalanlamalarına karşılık bana yardımcı ol." ( Mü'minun- 38 )



38- "Ey Rabbim, beni ve kardeşimi bağışla, bizi merhametine kabul et. Zira sen merhametlilerin en merhametlisisin." ( Araf- 151 )



39- "Rabbim, küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, sen de onları esirge."( İsra-24 )



40- "Rabbim gireceğim yere dürüstlükle girmemi sağla çıkacağım yerden de dürüstlükle çıkmamı sağla. Bana, tarafından hakkıyla yardım edici bir kuvvet ver." ( İsra- 80 )



41- "Allah bana yeter. Ondan başka tanrı yoktur. Ben sadece O'na (güvenip)dayanırım. Çünkü 0 büyük arşın sahibidir." ( Tevbe- 129 )



42- "Rabbim, bana tarafından hayırlı bir nesil bağışla İnanıyorum ki sen, duayı hakkıyla işitensin." ( Âli-İmran- 38 )



43- "Rabbim, Ruhuma genişlik ver."



44- "İşimi bana kolaylaştır."



45- "Dilimin bağını çöz. Ki sözümü anlasınlar" ( Taha- 25-26-27- 28 )



46- "Rabbim, benim ilmimi artır." ( Taha- 114 )



47 "Rabbim, Bana hikmet ver ve beni iyiler (zümresi ne ) kat." ( Şuara- 83 )



48- "Bizi mü'min kullarının birçoğundan üstün kılan Allah'a hamdolsun." ( Neml- 15 )



49- "Ey Rabbim, Bana ve ana-babama verdiğin nimet şükretmemi ve hoşnut alacağın iyi iş yapmamı gönlüme getir. Rahmetinle, beni iyi kulların arasına kat." ( Neml- 19 )



50- "Rabbim, doğrusu kendime zulmettim. Beni bağışla." ( Kasas- 16 )



51- "Rabbim beni zalimler güruhundan kurtar." ( Kasas- 2l )



52- "Rabbim, Doğrusu bana indireceğin her hayra muhtacım." ( Kasas- 24 )



53- "Rabbim, Şu fesatçılar güruhuna karşı bana yardım et." ( Ankebut- 30 )



54- "Rabim, Bana ve anne babama verdiğin nimete şükretmemi ve razı olacağın yararlı iş yapmamı temin et. Benim için de zürriyetim için de iyiliği devam ettir. Ben sana döndüm. Ve elbette ki ben müslümanlardanım." ( Ahkaf- 15 )



55- "Rabbim, yeryüzünde kâfirlerden hiç kimseyi bırakma" ( Nuh- 26 )



56- "Rabbim, Beni, ana-babamı, iman etmiş olarak evime girenleri, iman sahibi erkekleri ve kadınları bağışla, zalimlerinde ancak helakini artır." ( Nuh- 28 )

Tarih: 7/22 5:21
_________________
Aşk'a ciğerin yakmayan, mürşide doğru bakmayan,bahr-ı muhit'e akmayan,göl iken umman olurmu... Nakşibendi (k.s.)
TRANSFER SEÇENEKLERİ TRANSFER


Cevaben: RESİMLİ ŞİİRLER
Çok Yazan Üye
Kayıt Tarihi:
12/13 9:05
Grup:
Kayıtlı Üyeler
Gönderi: 92
Düzey : 8
Kt : 0 / 189
Ort : 30 / 339
Uzm : 57
Bağlı değil

Tarih: 7/14 13:57
_________________
TRANSFER SEÇENEKLERİ TRANSFER


Cevaben: RESİMLİ ŞİİRLER
Çok Yazan Üye
Kayıt Tarihi:
12/13 9:05
Grup:
Kayıtlı Üyeler
Gönderi: 92
Düzey : 8
Kt : 0 / 189
Ort : 30 / 339
Uzm : 57
Bağlı değil


Tarih: 7/14 13:43
_________________
TRANSFER SEÇENEKLERİ TRANSFER


REGAİB KANDİLİNİZİ TEBRİK EDERİM
Sürekli Yazan Üye
Kayıt Tarihi:
2007/10/27 7:19
Grup:
Kayıtlı Üyeler
Gönderi: 226
Düzey : 14
Kt : 65 / 326
Ort : 75 / 707
Uzm : 4
Bağlı değil
















"Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir.

O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir. "

 (Tevbe Suresi, 128)

Allah (c.c) katında zamanların değerleri birbirine eşittir. Ancak öyle zamanlar vardır ki o zamanlarda  öyle hadiseler olur ki, o vakte diğer zaman dilimlerinden daha üstün bir değer kazandırır. Receb-i şerîfin ilk Cuma gecesine isabet eden Regâib Gecesi'de bu müstesna zamanlardan biridir. Cuma geceleri böyle kıymetli vakitlerden biridir.


Regaib Gecesi gibi iki kıymetli gecede biraraya gelince, bu gece dahada bir kıymetli oluyor. Bu gece, yalvarış ve yakarışların Yüce Mevla'ya sunulduğu ve O'nun rahmetinden af istenildiği umut, huzur ve müjde gecesidir.



Allah Teâla'nın kullarına lütfunun çokluğu, kereminin bolluğu ve pek çok günahkarı bağışlaması sebebiyle bu  geceye Regaib Gecesi" adı verilmiştir. Bu gecenin bu değeri nereden kazandığı hususunda değişik rivayetler bulunmaktadır. Bunlardan biri; Hz.Amine validemizin böyle bir gecede Resulullah  (s.a.v)'e hamile olduğunu anladığıdır.


Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) Regaib gecesinin içinde bulunduğu Recep ayında çok dua eder, namaz kılar, oruç  tutar, iyiliklerin her çeşidini yapar, sadaka vermeye özen gösterirdi.


Resulullah (s.a.v)'in Receb'in ilk perşembe gününü oruçla geçirdiği ve cuma gecesinde, bu kandil gecesine mahsus olmak üzere on iki rekât namaz kıldığı kabul edilir. Regâib gecelerinde dua etmek, tevbe ve istiğfarda bulunmak, bu geceyi kutsal kabul etmek suretiyle çeşitli ibâdetlerle geçirmek, genel olarak alimler arasında kabul görmüştür.



İdrak ettiğimiz mübarek Regaib Kandili vesilesiyle, ruhumuzu karartan kötü duygu ve düşünceleri kalplerimizden atalım. İbadetin zevkinden bizi mahrum eden nefsin kötü arzularını frenleyelim. Gönül dünyamızı bulandıran haset, kin, düşmanlık gibi kötü duygulardan temizleyelim.



Bu geceyi nasıl karşılmak, nasıl ihya etmek gerekir?


  • Bu gece, oruçlu olarak karşılanmalıdır.

  • Bu gece, kazâsı olanın hiç değilse bir günlük kazâ namazı kılması, çok iyi olur.


  • Kur'an-ı Kerim okunmalıdır.

  • Bu gecenin ihyâsı, yatsı namazıyla sabah namazını camide cemaatle kılmakla olur. Bu, gecenin ihyâsıdır. Bütün günün ihyâsı bu... Yatsı namazı ile sabah namazını camide kılmak, o günün, o gecenin ihyâsı demektir. İnsan sabahlara kadar, akşamlara kadar ibadet etmiş gibi sevab kazanır.

  • Bir başka ihyâ şekli zikir ..... "Lâ ilâe illallah""Allahümme salli alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ âli seyyidinâ muhammed", "Estağfirullah", "Sübhànallah", "Elhamdülillâh", "Allahu ekber", "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm", "Allah" gibi sözler mübarek kelimelerdir, cümleciklerdir. Bunları zikretmek çok sevabdır..

  • Bazı namazlar vardır, 

    • Peygamber  Efendimiz (s.a.v.) kılmıştır. Bunlardan birisi de Tesbih Namazı'dır.

    • Regâib gecesi, akşamla yatsı arasında:  12 rek'at  "Hacet Namazı" kılınır. 




Hacet Namazı:



Salât-ı Ümmiye:



"Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedinin-nebiyyil-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim"


  • Secdede 70 defa: "Sübbûhun kuddûsün rabbünâ ve rabbül-melâiketi ver-rûh" okunur.

  • Secdeden kalkıp 1 defa: "Rabbiğfir verham ve tecâvez ammâ ta'lem. İnneke entel-eazzül-ekrem" okunur.

  • Tekrar secdeye varılıp yine 70 defa "Sübbûhun kuddûsün rabbünâ ve rabbül-melâiketi ver-rûh" okunur.

  • Secdeden kalkıp duâ yapılır.

  • Duâda Hz. Allâh'a c.c şu şekilde de ilticâ etmelidir: "Allâhümme bârik lenâ recebe ve şa'bân. Ve bellığnâ ramazân"


Unutmayalım!





  • Regaib Gecesi, üç aylar içinde kendisinden sonra gelecek olan Miraç, Berat ve Kadir Gecesininde bir müjdecisidir. Onun için bu müjdeciye kulak verip bu geceyi ve üç ayları iyi değerlendirilmelidir.

  • Resulullah (sav) buyuruydular ki: "Beş gece vardır ki, onlarda yapılan dualar geri dönmez, kabul olunur: Receb'in ilk gecesi, Şâban yarısı gecesi, Cuma gecesi, Ramazan Bayramı gecesi, Kurban Bayramı gecesi."




Tarih: 7/3 1:08
_________________
Aşk'a ciğerin yakmayan, mürşide doğru bakmayan,bahr-ı muhit'e akmayan,göl iken umman olurmu... Nakşibendi (k.s.)
TRANSFER SEÇENEKLERİ TRANSFER


VATAN SEVGİSİ İMANDANDIR.
Sürekli Yazan Üye
Kayıt Tarihi:
2007/10/27 7:19
Grup:
Kayıtlı Üyeler
Gönderi: 226
Düzey : 14
Kt : 65 / 326
Ort : 75 / 707
Uzm : 4
Bağlı değil

Vatan Sevgisi İmandandır





Milletlerin yurt tutup özgürce yaşamlarını sürdürmek için uğrunda nice mücadeleler verdiği toprak parçasına vatan denilmiştir. ”Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır“ veciz sözüyle, anlatılmak istenen; budur. Korunması, Hadisi Şerifle teşvik edilmiştir.  ”Bir kimse kendini, dinini, namusunu ve malını korurken öldürülürse şehittir”( Tirmizi, Diyat / 22) Bu sebepledir ki “vatan sevgisi imandandır” peygamber buyruğunda; vatan sevgisiyle iman, birlikte zikredilmiştir.


Uğrunda ölünen şeyin kıymeti, ölen kişiye de değer kazandırmıştır. Ve Peygamberlikten sonra en yüksek mertebe olarak şehitlik zikredilmiştir. Milletler, kendi toprakları üzerinde dinlerini, dillerini, örf ve adetlerini koruyabilmeleri için mutlaka “vatan” edindikleri toprak parçalarına ve onu korumaya muhtaçtırlar.


 



 


Tarihte Müslüman Türk Milletini at sırtından indirmeyen, hep bu ideal olmuştur. Bu uğurda ölüm hiçbir zaman engel olmamıştır. Onu, inancı bu seviyeye getirmiştir. İnandığı Kur’an, ona bu konuda ufuk açmıştır, hedef koymuştur, müjde vermiştir: “Allah yolunda öldürülenleri, ölüler sanma. Hayır, (onlar) diridirler. Rabb’leri katında rızıklanmaktadırlar. Allah’ın keremiyle kendilerine verdiklerinden sevinçli olarak, arkalarında henüz (şehid olup) kendilerine yetişemeyenlere de korku olmadığı, onların da üzüntüye uğramayacakları müjdesiyle sevinmektedirler. Allah’ın nimeti ve keremiyle ve Allah’ın mü’minlerin ecrini zayi etmeyeceği müjdesiyle sevinirler” (Âl-i İmran / 169, 170, 171)





 



Peygamber efendimizde şehitlik mertebesinin önemini bir başka hadisi şerifte haber vererek, önümüze bir hedef koymuştur.      

 


“Muhammed’in nefsi, elinin kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki, Allah yolunda savaşmak ve öldürülmek, sonra savaşmak ve yine öldürülmek, sonra yine savaşmak ve öldürülmek isterdim” (Buhâri, İman, 26; Müslim, İmâre,103,107; Neseî, Cihad, 37).


Vatan Şairimiz Mehmet Akif, yıllar önce bu tehlikeleri görerek milletimizi uyarmıştı; “Bastığın yerleri “Toprak” diyerek geçme tanı!

Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.

Sen şehit oğlusun, incitme yazıktır atanı;

Verme; dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.”



Sevgi ile iman birbirini tamamlayan unsur olarak değer bulmuştur. Sevginin şiddeti ve derecesi bir yerde imanın şiddeti ile doğru orantıdır. Düşüncelerdeki vatan olgusu, kalplerdeki iman duygusuyla denk hale getirildiği zaman; “vatan uğrunda ölünecek” zamandır.


Çanakkale en güzel örnektir. “ Türk milleti bir iki karış ötede ölüm kusan silahların üzerine, biraz sonra öleceğini bile bile, dualar okuyarak ve koşarak gitmiştir.” Tespiti bunun delilidir. Böyle bir hadise, ancak imanla tarif edilebilir. Bu şuurla vatanına sahip çıkan bir nesil istiyorsak, Çanakkale’deki o ruhu tekrar canlandırmamız lazımdır. Yoksa da sata sata bitirilir, vatan diye bırakılan topraklar





Tarih: 6/20 23:57
_________________
Aşk'a ciğerin yakmayan, mürşide doğru bakmayan,bahr-ı muhit'e akmayan,göl iken umman olurmu... Nakşibendi (k.s.)
TRANSFER SEÇENEKLERİ TRANSFER


İSLAMİYET SILA-İ RAHİM
Sürekli Yazan Üye
Kayıt Tarihi:
2007/10/27 7:19
Grup:
Kayıtlı Üyeler
Gönderi: 226
Düzey : 14
Kt : 65 / 326
Ort : 75 / 707
Uzm : 4
Bağlı değil

Sıla-i Rahim












“Sıla-i Rahim” ; hısım akrabayı ve mü'minleri ziyaret etme, onlarla görüşme ve mektuplaşma; alâkayı devam ettirme , akrabanın kusurlarını affetme … gibi anlamlar taşımaktadır.


Nisa Sûresi -36.Âyet : Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın.

Sonra anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, akraba olan komşulara, yakın komşulara, yanında bulunan arkadaşa, yolda kalanlara, sahip olduğunuz kölelere iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseyi sevmez.


Nisa Sûresi -1.Âyet :  Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden bir çok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun; kendi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık (bağlarını kırmak)tan sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözeticidir.


Ra’d Sûresi -21.Âyet : Allah’ın , görüp gözetilmesini emrettiklerini görüp gözetirler.


Nahl Sûresi- 90.Âyet : Şüphesiz ki Allah, size adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara bakmayı emreder; hayasızlıktan, fenalıktan ve azgınlıktan nehyeder. Öğüt almanız için size böyle öğüt verir.


İsrâ Sûresi -23.Âyet : Rabbin kesin olarak şunları emretti: Ancak kendisine ibadet edin, anne ve babaya iyilik edin. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, sakın onlara "öf" bile deme ve onları azarlama. İkisine de tatlı ve güzel söz söyle.


İsrâ Sûresi -24.Âyet : İkisine de acıyarak tevazu kanatlarını indir. Ve şöyle de:

"Ey Rabbim! Onların beni küçükten terbiye edip yetiştirdikleri gibi, sen de kendilerine merhamet et."


Lokman Sûresi -14.Âyet : Gerçi biz insana, anasına ve babasına itaati de tavsiye ettik. Anası onu zayıflık üstüne zayıflıkla taşıdı. Onun sütten ayrılması da iki yıl içindedir. (Biz insana): "Bana, anana ve babana şükret" diye de tavsiye ettik. Dönüş, ancak banadır.


Lokman Sûresi - 15.Âyet : Bununla beraber eğer her ikisi de bilmediğin bir şeyi, bana ortak koşman hususunda seni zorlarsa, onlara itaat etme. Fakat dünyada onlarla iyi geçin ve bana yönelenlerin yolunu tut. Sonra dönüşünüz ancak banadır. O zaman ben de size yaptıklarınızı haber vereceğim.


Ahzâb Sûresi -6.Âyet : Nebî , müminlere kendi nefislerinden önce gelir. O'nun hanımları da onların analarıdır. Akraba da Allah'ın kitabında birbirlerine, diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak dostlarınıza bir maruf (uygun bir vasiyet) yapmanız müstesnâdır. Bu, kitapta yazılıdır.


Enfâl Sûresi -75.Âyet : Daha sonradan hicret edip sizinle beraber savaşa katılanlar da sizdendirler. Bir de akraba olanlar, Allah'ın kitabına göre, birbirlerine daha yakındırlar. Şüphe yok ki, Allah her şeyi bilir.


Bakara Sûresi - 83.Âyet : Hani bir vakitler İsrail oğulları’ndan şöylece mîsak (kesin bir söz) almıştık: Allah'tan başkasına tapmayacaksınız, ana-babaya, yakınlığı olanlara, öksüzlere, çaresizlere de iyilik yapacaksınız, insanlara güzellikle söz söyleyecek, namazı kılacak, zekatı vereceksiniz. Sonra çok azınız müstesna olmak üzere sözünüzden döndünüz, hâlâ da dönüyorsunuz.


Bakara Sûresi -215.Âyet : Ey Muhammed! Sana nereye infak edeceklerini soruyorlar. De ki: Hayır olarak verdiğiniz nafaka; ana baba, yakınlar, öksüzler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak daha ne yaparsanız herhalde Allah onu bilir.


3262 - Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor:

"Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:

"Rahim Arş'a asılıdır, der ki: "Kim beni sıla ederse Allah da ona sıla etsin. Kim benden koparsa Allah da ondan kopsun."


3263 - Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor:

"Resullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:

"Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.''


3264 - Tirmizi'deki rivayet şöyle:

"Nesebinizden sıla-i rahm yapacaklarınızı öğrenin. Zira sıla-i rahim akrabalarda sevgi, malda bolluk, ömürde uzamadır."


3265 - Meymûne Validemiz (radıyallahu anha) anlatıyor:

"Resulullah aleyhissalatu vesselâm'dan izin almadan bir cariye azad ettim. Resulullah'ın benimle kalma günü gelip, beraber olduğumuz zaman:

"Ey Allah'ın Resülü, câriyemi azad ettim, fark ettiniz mi?'' dedim.

"(Sahi mi söylüyorsun), bunu yaptın mı?'' dedi. Ben,

"Evet!'' deyince:

"Keşke onu dayılarına verseydin, senin için daha hayırlı olacaktı!" buyurdular."


3266 - Selmân İbnu Âmir (radıyallahu anh) anlatıyor:

"Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"Fakirlere yapılan tasadduk bir sadakadır, ama zî-rahm'a (yani akrabaya) yapılan ikidir: Biri sıla-i rahim, diğeri sadaka."


154 - Behz İbnu Hakîm babası tarikiyle dedesi Mu'aviye İbnu Hayde el-Kuşeyrî (radıyallahu anh)'den naklediyor. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e:

"Ey Allah'ın Resûlü, kime iyilik yapayım? diye sordum. Bana:

"Annene" dedi.

"Sonra kime?" diye tekrar ettim.

"Annene" dedi.

"Sonra kime?" dedim.

"Annene" dedi.

"Sonra kime?" dedim, bu dördüncüde

"Babana, sonra da tedrici yakınlarına" diye cevap verdi."


3392 - Yine Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor:

"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:;

"kim Allah’a ve ahirete inanıyorsa misafirine ikram etsin. Kim Allah'a ve ahirete inanıyorsa komşusuna ihsanda (iyilikte) bulunsun. Kim Allah'a ve ahirete inanıyorsa hayır söylesin veya sükût etsin."
(SAHÎHİ BUHÂRÎ - KİTÂBÜ’L-EDEB)


Cübeyr b. Mut'im , Nebî Salla'llahu aleyhi ve sellem'in:

(Sebepsiz) akrabâ ziyâretini kesen (ve bunu halâl sayan) kimse Cennet'e giremez, buyurduğunu işittim, dediği rivâyet olunmuştur.

(SAHÎHİ BUHÂRÎ - KİTÂBÜ’L-EDEB)


Ebû Hüreyre’nin  Rivâyetine göre, Nebî Salla'llahu aleyhi ve sellem şöyle demiştir: Rahm (adı ki karın yakınlığı, hısımlıktır) Rahmân (ismin)den alınmıştır. (Bu rahm karâbeti) sık ağaçların birbirine sarılmış kökleri gibidir. Allahu Teâlâ buyurdu ki: "Ey Rahm karâbeti! (Karâbet: Soyca yakınlık, hısımlık, akrabalık.) Her kim sana bağlı bulunur (sıla-i rahm ederse) ben de ona rahmetimi erdiririm, kim ki sana münâsebetini keserse, ben de ona rahmetimi keserim. ( SAHÎHİ BUHÂRÎ - KİTÂBÜ’L-EDEB)


Amr İbn-i 'Âs şöyle dediği rivâyet olunmuştur:

Nebî Salla'llahu aleyhi ve sellem'den gizli değil, açık olarak şöyle buyurduğunu işittim:

Ebû Tâlib'in, babamın akrabâsı, benim velîlerim değillerdir. Benim velîm Allah'dır, ve sâlih mü'minlerdir. Şu kadar ki, babamın ve Ebû Tâlib'in rahm ve karâbet hakları vardır. O karâbet sebebiyle onlara bağlı bulunur (ziyâret eder)im.
(SAHÎHİ BUHÂRÎ - KİTÂBÜ’L-EDEB)


Abdullâh b. Amr b. Âs Rivâyet olunduğuna göre, Nebî Salla'llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

Misliyle bilmukabele birr ü ihsân eden kişi, akrabâya hakîkî sıla-i rahmetmiş değildir. Lâkin hakîkî sılacı, kendisinden akrabâlık sıla ve ihsânı kesildiği halde sıla ve ihsanda bulunan kimsedir. (SAHÎHİ BUHÂRÎ - KİTÂBÜ’L-EDEB)



Tarih: 6/20 6:46
_________________
Aşk'a ciğerin yakmayan, mürşide doğru bakmayan,bahr-ı muhit'e akmayan,göl iken umman olurmu... Nakşibendi (k.s.)
TRANSFER SEÇENEKLERİ TRANSFER


Sevilmek mi..Sevmek mi..?
Çok Yazan Üye
Kayıt Tarihi:
12/13 9:05
Grup:
Kayıtlı Üyeler
Gönderi: 92
Düzey : 8
Kt : 0 / 189
Ort : 30 / 339
Uzm : 57
Bağlı değil
Arkadaşımı beklerken boş masa bulamamış bir amca, benim masama oturdu. Sohbet etmeyi çok sevdiği anlaşılıyordu. O konuşuyor ben yorum yapıyordum. Emekli öğretmenmiş.
Anılarını anlattı...
Sonra gözümün içine bakarak:

- kizim sevmek mi istersin sevilmek mi? dedi.
Ne cevap vereceğimi bilemedim.
- ikisini istesem çok şey mi istemiş olurum?
- ikisi sunulmadı. Sana sadece birini seçme hakkı veriliyor.
Düşünüyorum düşünüyorum cevapsızım. Sevilmek, evet çok güzel. Sen sevmedikten sonra o seni sevse ne olur?
Ya sevmek? Eğer karşındakinin seni sevmediğini anlarsan, o da acı verir.
Ben karşımdakinin beni sevmediğini öğrendiğimdeki acıyı tatmak pahasına da olsa sevmeyi seçtim.

- Evet, cevabım SEVMEK. Bu sorunun cevabını siz de verecek misiniz?

- Tabi kii kizim . Bundan 35 yıl önce çok yakışıklıydım, bakma şimdi yaşlandım. Hep sevildim. Sonunda beni seven, ilerde seveceğimi düşündüğüm biri ile evlendim. ömrümün yarıdan fazlasını bir gün severim ümidiyle geçirdim. Eşim beni çok sevdi. Bir gün bile saygıda kusur etmedi. Onu sevmediğimi hissetmesin diye çok uğraştım. Geçen gün karımı toprağa verdik. ölmeden önceki son konuşmamızda bana "Sana çok teşekkür ederim, beni bu hayatta mutlu ettin, anne olmamı sağladın, beni bilerek hiç üzmedin. Senin beni sevmeni sağlayamadım ama seni çok sevdim" dedi.
Meğer anlamış onu sevmediğimi, aslında sevemediğimi.

- Peki hiç aşık olmadınız mı?
- Oldum elbette
- Peki niye onunla evlenmediniz?
- çünkü o başkasını seviyordu. Ona söyleyemedim. Onun için kızlarla hep gönül eğlendirdim. Olmadı, ondan başkasını sevemedim.

- Ne mutlu size ki sizi çok seven biri ile evlenmişsiniz.
- Evet kizim, haklısın ama ben SEViLMEK şıkkını seçtiğim için olmadı. istemeden ona da hakketiği mutluluğu yaşatamadım. Sevilmeye doydum ama sevmeye hala açım...

alinti

Tarih: 6/17 7:11
_________________
TRANSFER SEÇENEKLERİ TRANSFER


SECCADENİN FERYADI!!!
Çok Yazan Üye
Kayıt Tarihi:
12/13 9:05
Grup:
Kayıtlı Üyeler
Gönderi: 92
Düzey : 8
Kt : 0 / 189
Ort : 30 / 339
Uzm : 57
Bağlı değil

Gün ışımamış sabah yakındır…
Yorgunluğun verdiği ağırlıkla hemen uykuya dalmıştı.Bir iniltiyle uyandı adam.Etraf halen karanlıktı. İniltiyi rüya gördüğüne yordu. Dudakları susuzluktan çatlıyordu, öyle susamıştı. Işıkları yakmadan mutfağa gidip suyunu içti ve yatağına döndü. Tam uyumak üzereyken, aynı inleme sesi tekrar kulaklarını tırmalamaya başladı. Ama rüyamıydı uyanık mıydı farkında değildi. Sesin geldiği yöne doğruldu. O an rüyada olduğuna iyice emin oldu. Çünkü duyduğu sesin sahibi evin tek seccadesiydi.
Adam şaşırdı ve korkulu bir sesle
-İnleyen sen miydin?
-Evet dedi seccade
-Niçin ağlıyorsun?
Seccade yine içe işleyen bir sesle:
- Seni uykundan uyandıran susuzluğunu, doyuncaya kadar, su içerek giderdin. Oysa benim susuzluğumu giderecek kimsem yok!
- Nasıl susarsın, sen canlı bile değilsin dedi adam.
Seccade:
- Benim ihtiyacımda bir nevi sudur ama içtiğin değil. Benim susuzluğumu ancak tövbekar kulların gözyaşları giderir.
- Anlamadım dedi adam meraklı gözlerle seccadeye
- Ağlarım çünkü Allah’ın kulları; kabrinin aydınlığa ulaşmasını, karanlıklarda kalmamayı, o kutlu günde aydın olmayı isterler. İsterler de bu vakitte kalkıp iki rekat teheccüt namazı kılmazlar. Hep bakarım sana, bir günde kalkıp şükür için iki rekat namaz kılmazsın.
-Beni rahat bırak deyip döndü adam.

Seccade devam etti.
- Ey Allah’ın kulu; bak işte sabah namazının vakti geldi. Ezanlar; namaz uykudan hayırlıdır diye sesleniyor. Ah sabah namazı , ah bu sabah namazı ! Namazlar arasında müstesnadır. Hem kalbe hem de ruha hayat veren bir iksirdir o . Yetmiyor mu ? gece gündüz dünya için koşuşturduğun , Aziz ve Kahhar olan Allah’ın çağrısına neden icabet etmezsin!!!
Adam iyice sıkılarak:
-Ey seccadem, beni rahat bırak . Gündüz yeterince yoruluyorum, biraz daha uyuyayım deyip yatağın sıcaklığına bıraktı kendini.
- Seccade yılmadan adamı uyarmaya ve uyutmamaya uğraşıyordu.
- Demek ki sen dünyaya ahretten daha çok önem veriyorsun.
Adam iyice öfkelendi:
-Yeter artık lütfen konuşma diye bağırdı.

Seccade bu çıkışın karşısında önce sustu. Daha sonra sesini iyice alçaltarak ;
-Ah o fecir vaktindeki adamlar, ah o fecir vaktindeki adamlar dedi. Sen O nurlu peygamberin bu vakit için neler söylediğini bilmez misin. “Her kim ki güneş doğmadan ve batmadan evvel namazlarını eda ederse ateşe girmeyecek”, “ Ve yine O güzel insan “Kim şu iki namazı (sabah - ikindi veya sabah - yatsı) kılarsa cennete gider.” Ve nihayet “Münafıklara en ağır gelen namaz sabah ve yatsı namazıdır. Onlar ki o iki namazdaki ecri bilselerdi sürüne sürüne giderlerdi…”
Bunun üzerine adam yatağından doğrulup;
-Haklısın sabah namazı gerçekten önemli dedi..
Seccade:
-Öyleyse kalk ve namaz kıl dedi.-Yarın inşallah , mutlaka kalkacağım ama bugün çok yorgunum dedi adam.

Seccade son bir ümitle ;
-Kişi Salih amellerin ne kadar büyük ecri olduğunu idrak edemezse tüm zamanlarda bu ameller zor gelir. Sorun uyumaksa, kabir de uykudan çok ne var! Gel sözümü dinle Ey Allah’ın Kulu!
Bu andan sonra adamda tek kelime duyulmadı. Seccade de bir süre sessiz kaldı. Adam uykuya devam etti.
Ama heyhat! Adam ömründeki en uzun uykuyu dalmıştı bile. Seccadenin son sözlerini duyamadı. O an seccade adamın öldüğünü anlayınca kısık bir sesle şunları söylüyordu.
-Ey tövbesini yarına erteleyen, bilir misin yarına çıkabileceğini !!!
Ölüm pusuda hep, biz dünya için günah işlerken. Süresi de kısıtlı. Gün gelip atar, farkında olmadan.
alıntı


Tarih: 6/17 6:33
_________________
TRANSFER SEÇENEKLERİ TRANSFER


Cevaben: CUMANIZ MUBAREK OLSUN!
Çok Yazan Üye
Kayıt Tarihi:
12/13 9:05
Grup:
Kayıtlı Üyeler
Gönderi: 92
Düzey : 8
Kt : 0 / 189
Ort : 30 / 339
Uzm : 57
Bağlı değil

Tarih: 6/12 23:26
_________________
TRANSFER SEÇENEKLERİ TRANSFER


HESAB VER EY NEFSİM
Sürekli Yazan Üye
Kayıt Tarihi:
2007/10/27 7:19
Grup:
Kayıtlı Üyeler
Gönderi: 226
Düzey : 14
Kt : 65 / 326
Ort : 75 / 707
Uzm : 4
Bağlı değil

hesap ver nefsim







Yoldan geçerken, çöplerin arasından kömür toplayan ihtiyar nineyi gördüğünde, onun yerinde kendin de olabileceğini hiç düşünmüyor musun?



Senin üstünlüğün ne ki, aynı durumda sen olmayasın ?



Vicdanını "herkes kaderini yaşar, ne yapayım" diye rahatlatırken, 'Sorumlu' olduğunu unutuyor musun ey asi nefis!



' Komşusu aç iken, tok gezen bizden değildir ' hadisi şerifinde bahsedilen sen değil misin yoksa?



Bir kızıyla terk edilen biçare kadının, mum ışığında geçen soğuk gecelerinin perişan hayali daha gözlerinin önünde takılıyken,önündeki envai çeşit nimetleri beğenmeyip itişini hangi duyguya sığdırıyorsun söyler misin bana?



Irak'ta, Filistin'de işkenceye maruz kalan bacılarının acısını duymuyorsan derinden, gözlerin yaşarmıyorsa vahşete, dualar dökülmüyorsa dilinden, bir kalbin olduğunu iddia ediyorsun doğru mu?



'Doğuda bir müminin ayağına batan dikenin acısını, batıdaki bir mümin hissetmiyorsa, imanı kemale ermemiştir' hadisi şerifi imanın kemalini paylaşmaya, hissetmeye, önemsemeye bağlamışken sen hâlâ duyarsızsan, bana dokunmayan bin yaşasın diyorsan, haydi imanını kendin sorgulayıver!..



Resulullah (sav), "müminler bir bedenin organları gibidir, birinde ortaya çıkan bir sıkıntıyı hepsi hisseder ve aynı acıyı duyar" buyurmaktadır.



Kalbi kan ağlayanın yüzü güler mi?



Kangren doku musun yoksa vücutta?



Hesap ver nefsim !



Tüm dünya senin için dönüyor sanıyorsun. Başkalarına aldırmadan yaşıyorsun.



Günün birinde hesap vereceğini unutuyorsun.



Ah nefsim, nasıl aldanıyorsun?


alıntı



Tarih: 6/12 0:57
_________________
Aşk'a ciğerin yakmayan, mürşide doğru bakmayan,bahr-ı muhit'e akmayan,göl iken umman olurmu... Nakşibendi (k.s.)
TRANSFER SEÇENEKLERİ TRANSFER


"Askeri darbeden beter"Ömer Lütfi Mete'den hoş bir yazı
Yeni Üye
Kayıt Tarihi:
2007/9/7 6:11
Yer seydişehir
Grup:
Kayıtlı Üyeler
Gönderi: 19
Düzey : 3
Kt : 0 / 52
Ort : 6 / 134
Uzm : 9
Bağlı değil
Askeri darbeden beter
Anayasa Mahkemesi'ne asla öfke duymuyorum.
Öfkelenmek için şaşırmak gerekir.
Ancak öfkeli olmamak, kararın korkunç bir eylem niteliği taşıdığını görmeye ve göstermeye engel değildir. Korkunç eylem, de korkunç kelimelerle tanımlanmayı, eleştirilmeyi ve kınanmayı hak eder!
Kararın somut sonucu hiç umurumda değil! Varsın kız öğrenciler üniversitelere başörtüsü ile giremesinler! Zalimin zorlaması karşısında dilden 'Müslüman değilim' demeye bile izin veren İslâm'ın bize sıfatlarını öğrettiği Allah, üniversitede okuyabilmek için başını açan bir genç kızı Cehennem'e atmaz.
'Atar' diyen varsa ben onun dinine de, tanrısına da inanmam!
Mesele somut sonuç değil!
Karar 367'yi bile geride bırakacak kadar vahim bir yol açarak fiilen Anayasa Mahkemesi'ni Meclis'in yerine geçirmiştir.
Bu, askerin iktidara el koymasından çok daha beter bir darbedir!
Askeri darbenin hiç değilse 'Demokrasinin ve hukukun gereğini yerine getiriyorum' diye bir iddiası olamaz. Cunta en çok 'Hukuk ve demokrasi işlemediği için müdahale ettim' der. Kendisini demokrasi ve hukuk